Skip to content

(3 sene) 20 Kasım 2014 Tarihinde yazılmıştır. | 2.348 views

Lütfen Anneme İyibak – Özet

by Linas

Kitap ‘Annen kaybolalı bir hafta oldu’ cümlesi ile açılıyor. Konu da, annenin, tren istasyonunda, hızlı yürüyen kocasının gerisinde kalması sebebiyle, trene binemeyişi ve kayboluşunu konu ediniyor.
Anne ve baba çocuklarını ziyarete büyük şehre gelirler ve koca karısını kaybeder istasyonda. Ve çocuklarıyla bir olup her yeri arasalar da, ilanlar çıksalar da bulamazlar anneyi. Biz de bu arada her bir çocuğunun gözünden annelerini tanır, hatıralarına şahit olup hislerini okurken hayal kırıklıkları ve pişmanlıklarını öğreniriz: annenin fedakarlıkları, kızgınken ve çocukları onu anlamazken dahi aslında her şeyi çocuklarının iyiliği için yapıyor oluşu, hikayesinin saflığı insanın içini acıtıyor. Belki de bir yaşlılık klasiği bu: yuvadan uçan çocuklar kendi hayatlarını kurduktan sonra anneye pek zaman ayıramıyorlar ama anne için dünya hala sadece çocuklarından ibaret. Bizim alışık olduğumuz anlayıştan çok uzak düşmeyen bir hikaye bu. Belki de bu nedenle tam onikiden vuruyor hedefini. İnsanı kendi ana-babasıyla olan ilişkisini, onlarla olan iletişimindeki sabırsızlıklarını ve bunların nedenlerini gözden geçirmek zorunda bırakıyor. Aslen neyin önemli olduğunu, rollerin ne zaman ve nasıl değiştiğini sorgulamak, araştırmak zorunda kalıyoruz okurken bir yandan da kendi içimize dönüp. Kitabın sonunda annenin ruhu evlatlarını görüp vedalaşmayı başarsa da, içinizdeki burukluk uzun bir süre devam ediyor.

Anneleri kaybolmuş çocuklar ve eşi kaybolmuş bir adam hayatları boyunca “değer vermedikleri” bu kişinin aslında onlar için ne kadar değerli olduğunu anlıyorlar yavaş yavaş. Annenin aslında herkes için fedakarlıklar yapmış olduğu ama kimsenin bu fedakarlıklara önem vermediği ve annenin yaşadığı hastalıkların dahi geçiştirildiğini öğreniyoruz kitap ilerledikçe. Kırsal kesimde yetişmiş, çocuklarını kırsal kesimde büyütüp büyük şehirlere göndermiş, hayatını ailesi ve evi ekseninde kurmuş bir anne. Yemeyip yedirmiş ve giymeyip giydirmiş bir kadın. Aslında “çocukları için fedakarlık yapan anne modeli” kadar sıradan bir öykü olamaz. Yıllarca benzeri öyküleri dinleye dinleye okuya okuya fenalık geldi içimize. Zaten çocuğu için hangi anne fedakarlık yapmaz ki? Sayıca kayda değmeyen küçük bir azınlık ve yaptıklarını çocuğunun başına kakarak yaptığı fedakarlıktan da bezdirenleri saymıyorum tabii. Lakin yazar çok zor birşeyi başarmış. Rahatlıkla duygu sömürüsüne kayabilecek bir konuyu hem klişe olmadan yazmayı hem de asla duygu sömürüsü yapmadan aktarmayı başarabilmiş ki hakikaten böyle bir konuda çok zor bir iş.
İnsan bu kitabı okurken kendi annesiyle olan ilişkisini de masaya yatırıyor elde olmadan. Acıklı bir hikaye anlatılıyor ama yazar ajitasyona kaçmadan, fazla süsleme yapmadan bir çok duyguyu bir arada vermeyi başarmış ve son ana kadar o ilgiyi canlı tutmuş. Öte yandan, çok samimi bir roman olduğu için, herkesin farklı bir okuma yapması hayli mümkün.
.Çok severek okudum. Kulüpte önerilmeseydi kitapçı rafında görüp seçip okuma ihtimalim cidden çok düşük olurdu. Uygun zaman ve ruh hali içinde olan herkese rahatlıkla önerebilirim.

Related Posts

Leave a comment

Note: HTML is allowed. Your email address will never be published.

Subscribe to comments

required
required